| Nesrin Fidan Email : fidannesrin@hotmail.com |
Tarımımız ve nehirlerimiz sorunlar yumağı haline gelmiş. Küresel kapitalist ekonomi suyu da mal haline getirip alıp satmak için uğraşıyor. Her alandan kuşatılmış durumdayız. Nereye elimizi atsak elimizde kalıyor. Bu sorunları çözebilecek, ülkesini, toprağını seven siyasilere ihtiyaç var gibi geliyor bana.
Tarımda en önemli girdi su, sonra da tohum gelir. Su olmadan hayat olur mu? Su olmadan bir şeyler yetişir mi? Susuz tarım olur mu? Tabii ki hayır. 2007 Temmuz seçimlerinden hemen sonra enerji bakanı suların özelleştirileceğinden bahsetti.
İşte bu noktada bunun cevabını aramaya başlayalım.
Dünya su konseyinin 300 üyesinin 42'sini Türk şirketleri oluşturmakta. Konseyin amacı, suyu çeşitli bahanelerle özelleştirmektir. Hedefler "senin yeterli finansmanın yok, sen suyu bana sat, ben suyu sağlıklı bir şekilde evlere ve arazilere ulaştırayım" diyerek, NEHİRLERİ ve GÖLLERİ elimizden almaktır. Yavaş yavaş DSİ devre dışı bırakılmak istenmektedir. Su kaynaklarını sen yönetme denmektedir. Su kullanma haklarında kamu ağırlığına son verilerek su kaynaklarının özel mülkiyet haline getirilmesi, özelleştirilmesi isteniyor.
300 üyenin 42'si de hazır halde, bu özelleştirmeye ortak olmak için beklemektedir. Ne güzel bir paylaşım. Çok uluslu şirketlerle kârlı bir ortaklık. Düşünün ki dünyada suyun önemi her geçen gün artmakta, petrolden daha değerli hale geldi. Aslında su savaşları başladı bile.
Irak sadece petrol için parçalanmadı. Irak Dicle ve Fırat nehirlerinin geçtiği özel bir yerdir. Suriye de ise Fırat nehri. Suyu kontrol etmek gelecek için çok önemli stratejik bir özelliktir.
Enerjinin alternatifi bulunabilir ama SUYUN ASLA.
Suyun hiçbir alternatifi yok. İnsanın açlığa yaklaşık bir ay kadar dayanabilirken susuzluğa en fazla iki, üç gün dayanabildiğini bugün bilim söylüyor.
HES'lerin temelinde su kaynaklarının satışı mı yatmaktadır?
"HESlerle tarımın ne alâkası var" dediğinizi duyar gibi oldum. Nehirler özelleştirilince siz o akan nehirden bir kova dahi su alamazsınız. Artık o çok uluslu şirketin malı olmuştur.
Su da büyük şirketlerin eline geçince çiftçinin durumu ne olacak? Her tarlanın girişine su sayaçları takılınca çiftçimiz dünyanın en pahalı suyunu kullanacaktır. Tarım maliyetleri zaten çok yüksek, üstüne su, tuz biber olacak. Bolivya'da sular özelleştirilince suyun fiyatı %200 artmıştır.
49 yıllığına suyu kiralayan firmanın bir süre sonra suyu hangi amaçla kullanacaklarını nereden bilebiliriz? Zaten sınırlı olan içilebilir ve kullanılabilir su kaynaklarını sattıktan sonra içecek ve kullanacak suyu bize vermezlerse ne yaparız?
Su yaşam hakkımızdır. Ne hakla suyumuzu satmaya çalışıyorsunuz?
Çok uluslu şirketlerin amacı topraklarımızı ele geçirmek, tarımı çökertmeye çalışmak değil midir? Şu an tarım ürünlerinin fiyatının olması gerekenden daha düşük olmasının nedeni; ihracatın yetersiz, üretimin plansız oluşu, aynı anda aynı ürünün çok fazla üretilmesidir. Tarım ürünlerini ucuza alabildiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. İşin aslı sizin ucuza tarım ürünlerini alabilmeniz değildir. Tarımı çökertip, çiftçiyi artık ekemez hale getirdikleri noktada tarım ürünlerinin fiyatları astronomik rakamlara çıkacaktır. O zaman ne yapacaksınız, bu memur, emekli asgari ücretli maaşları ve işsizlikle neyi ne kadar alabileceksiniz. HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
BU HALK KARPUZU DİLİMLE, DOMATESİ TANEYLE, İÇECEK SUYU ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDEYEREK ALDIĞINDA HERŞEYİ ANLAYACAK AMA ÇOK GEÇ OLACAK.
| YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN | 30 Ocak 2012 |
| VARLIK İÇİNDE YOKLUK | 30 Ocak 2012 |
| SÜTÜ TANIYOR MUYUZ? | 30 Ocak 2012 |
| Kadın ve Şiddet | 30 Ocak 2012 |
| UFAK TEFEK BİLGİLER | 13 Şubat 2012 |
